SAKIN DENGEYİ BOZMAYIN: HAYVANLARA İŞKENCEYE HAYIR!!

Standard

Lütfen hayvan kürk ürünleri almayalım. Talep azalırsa bu zavallı hayvanlar kurtulabilir.

Şu an ki sistemin bozuk bir system olması, dev firmaların aç gözlülüğü ve insanların Allah (swt) inkar edip kendilerini tanrı ilan etmeleri sonucu bütün dünya dengeleri bozulmuştur. Kur’an’I Kerim’de Allah’u Teala kurduğu bu dengeyi aşağıdaki ayetlerle anlatmıştır:

Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu (55:7). Sakın dengeyi bozmayın (55:8). Ölçüyü titizlikle, adaletle koruyun ve hüsrana araç yapmayın mizanı (55:9). Allah, hak olarak Kitab’ı ve mizanı indirendir. Sen nereden bileceksin belki de o saat (kıyamet) yakındır (42:17).

Lütfen kaz ve ördek tüyünden yapılmış ürünleri almayalım.

Bu küreselleşmenin ve tüketiciliğin herkesin dini haline gelmesi sonucu dünyanın dengesinin tamamen bozulduğu apaçık ortadadır. En son Avrupa’da dev süpermarketlerin (Tesco, Türkiye’de Kipa diye geçer) at eti sattığı haberlerini duymuşsunuzdur. Buna ilaveten, bir çok hayvan köken maddeli ürünler maalesef hayvanların hakları, sağlığı ve mutluluğu göz ardı edilerek üretilmektedir ki bu ürünlerde insanların sağlığını kötü yönde etkilemektedir. Ayrica seri fabrika üretimi sonucu ürünlerde bir çok kimyasal madde kullanılmakta ve bu kimyasal maddeler de insan vücudunda kanser ve bunun gibi ciddi hastalıklara sebep olmaktadir. Kuran’ I Kerim’de Allahu Teala dünyada dengeyı bozmamızın neticesinin ne olacağını aşağıda ki ayetle anlatmıştır:

İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır (30:41)

Gerçekten de küresel ısınma, ozon tabakasının yırtılması, mevsimlerin değişmesi, bazı hayvanların soyunun tükenmesi, denizlerin petrol atıkları ile dolu olup orada ki canlıları öldürmesi bu dengesizliklerin sadece bir kaçıdır.

Lütfen duyarlı olalım.

Selam

Müslüman mı? Lütfen defalarca ve defalarca Hacca gitmeyelim!

Standard

Herkese Selamlar

Yukarıda ki resimde görmüş olduğunuz El-Velid bin Telal (Al-Waleed ibn Talal) Suudi Arabistan’in kurucusu Abdulaziz ibn Saud’un torunudur. Yanında ki bayan da dördüncü eşi Amirah Al- Taweel’dir. Bayanlarına dinle baskı yapıp, onları zorla peçelere kapatmalarına rağmen, bin Telal’ın eşi gayet rahat bir şekilde hayatına devam etmektedir!

El-Velid bin Telal’in dünyanın En Zenginleri listesine göre serveti 19,4 milyar dolardır. Ne yazık ki bu kadar varlık ve rızk kendisini Müslüman ve Prens diye tanıtan bu zavallı tarafından çarçur edilmektedir.

Dünya’nın en büyük şirketlerine de yatırım yapan, bankaları kurtaran bu kisi maalesef komşuları Etiyopya’yi ya da diğer açlıktan ölecek duruma gelmiş dünya insanlarını göz ardı ederek, paralarını kendi lüx yaşamları için harcamakta ve Batı ile birlikte garibanları ezmeye devam etmektedir

El-Velid bin Telal’in yatirim yaptığı firmalara dikkat ediniz. Ne Müslüman ama!

Azizia Commercial Investment Company, Citigroup Inc., Samba Financial Group, George V Hotel (Four Seasons) (Paris), Songbird Estates plc (London’s Canary Wharf), The Plaza Hotel (New York), The Savoy Hotel (London), Fairmont Raffles Hotels International, IFA Hotels & Resorts, Mövenpick Hotels & Resorts AG, PepsiCo Inc, Savola Group, SAKS Fifth Avenue, The Walt Disney Company, Apple Inc., Hewlett-Packard Co. Eastman Kodak Corporation, eBay Inc., Motorola Inc., News Corporation, Priceline.com Inc., Time Warner Inc., Euro Disney SCA, National Private Air Transport Services vb

Kısacası şu an ki zalim Üstün Beyaz Irkçı sistemini yani ‘tağuut sistemi’ni ayakta tutan Suudi aile üyelerinin başında gelmektedir. Lütfen defalarca ve defalarca Hac yapmayalim! Bu Suudi kraliyet ailesi paralarımızı aşağıda ki ürünlere harcıyorlar!

Telal’in arabalarıdan birisi:

;

;

;

Selam

Beyaz’a benzemek, onun gibi olmak istiyor Siyah insan

Standard

Herkese Selam

Vikipedi’ye gore:

Frantz Fanon (1925-1961), kolonisizleştirme ve kolonileştirmenin psikopatolojisi konusunda belki de 20. yüzyılın en belli başlı düşünürüydü. Yapıtları, kırk yılı aşkın bir süre kolonileştirme-karşıtı kuruluş hareketlerine esin verdi. Buradan Fanon hakkında daha detaylı bilgileri bulabilirsiniz.

Yukarida Frantz Fanon’un iki önemli kitabının kapaklarını görebilirsiniz. Yeryüzünün Lanetlileri‘nde sömürgeciliğin sömürge halkları üzerindeki psikolojik sonuçlarını analiz etmeye çalışmiş ve bu kitap sömürgecilik karşıtı mücadelenin ve Üçüncü Dünya’nın özgürlüğünün manifestosu olarak tanınmıştır. Bu kitap Afrika’daki ulusal kurtuluş hareketlerinin ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Kara Panterler örgütünün esin kaynağı olmuştur.

Fanon’u okuyun. Fanon, bu bastırılamaz şiddetin ne de bir bardak suda fırtına, ne barbar içgüdülerinin yeniden ortaya çıkışı ne de bir hınç olduğunu kusursuzca gösteriyor: kendine gelen insandır bu. Jean-Paul Sartre

Fanon’un diğer kitabı ‘Siyah Deri Beyaz Maskeler: Ezilenlerin Psikolojisi ve Yabancılaşma’ Jean-Paul Sartre tarafından şöyle anlatılmış:

Beyaza benzemek, onun gibi olmak istiyor Siyah insan. Bir tek yol, bir tek kader var Siyah insanın önünde: Beyaz olmak. Siyah insan uzunca zamandan beri Beyazın tartışılmaz üstünlüğünü kabul etmiş durumda; böyle olduğu içinde, bütün gayretiyle Beyaz insanın değerler örgüsüyle yoğrulmuş bir varoluş hamlesi gerçekleştirmek eğiliminde. Biri kalkıp da bana Siyah adamın en az Beyaz adam kadar zeki olduğunu ispata çalıştığı zaman, ona derim ki, zeka kimseyi kurtarmamıştır şimdiye kadar. Evet, böyle derim, çünkü zekaya ve felsefeye insanların eşitliğini ispat etmek için başvurulacaksa eğer, onlara insanların imhasını meşrulaştırıcı silahlar olarak da sık sık başvurulduğu unutulmamalı asla. Şu kendini yok etmeye çalışan dünyada tek görevim siyah gerçeği vazetmek mi olacak? Hayır! Kendimiz için ve insanlık için, yeni bir ba-şlangıç yapmalı yeni bir düşünce tarzı geliştirmeli ve yeni bir insan yaratmaya çalışmalıyız. Fanonu okuyun kendine gelen insanı göreceksiniz. Jean-Paul Sartre

Selam

Büyük Kitap Hırsızlığı

Standard

Herkese Selamlar

Geçenlerde bir arkadaşımız bize harika bir internet sitesi adresi gönderdi: Top Documentary Films. Sitede yüzlerce belgeseli internet üzerinden izleyebilirsiniz. Aşağıda ki belgeseli bu siteden buldum.

İngiltere tarafından oluşturulmuş Üstün Irkçı Israel’in 1948 savaşında, Filistin’in 70,000 adet kitabını  nasıl sistemli bir şekilde topladıklarını anlatıyor.

Peki bu kitapların ve el yazması yapıtların toplanması ‘kültürün çalınması’ mı yoksa ‘korumak amaçlı’ mı?

Mayıs 15’de, Filistinliler Siyonistlerin kendilerini topraklarından çikartmaya başlama yani ‘Nakba’ (felaket) dedikleri yıldönümünü hatırlıyorlar.

Herkesin bildiği gibi topraklarından atılmalarından hariç, evlerinden değerli eşyaları, kitapları, el yazması yapıtları özel mektupları, resimleri ve  sanat eserleri de çalınmıştır.

Aşağıda ki belgesel bu konuyu detaylı bir şekilde inceliyor.

Bu filmi izlerken, George Orwell’in kitabi 1984’de ki sözünü hatırlatmak isterim:

 ‘Bu günü control eden, geçmişi de control eder; geçmişi control eden, geleceği de control eder’.    (He who controls the present, controls the past; he who controls the past, controls the future)

Selam

Beyaz Olmayanlara Beyaz Moda

Standard

Herkese selam

Moda ile ilgili araştırmalara devam etmek istiyorum. Yukarıda ki resimde ünlü ve en yaygın moda dergilerinden birisi olan Vogue dergisinin 42 yayınının kapak resminlerini görüyorsunuz. Maalesef kapakta ki bayanların resimlerini görmek biraz zor. O yüzden sizden buradaki linke gidip bu kapakları daha iyi incelemenizi rica ediyorum.

Sadece 42 tanesinin resmini gosterdigim bu linkte yaklaşık 384 Vogue kapağında ki modellere bakarsak:

Siyah model:  8  (Bunların üçü Michelle Obama, Will Smith ve Beyonce ünlü oldukları icin kapaktalar, bir yayın da Vogue Afrika’nın yayını)

Asyalı: 2

Uzak Doğulu: 4 (Bu kapaklar da Vogue’un Uzak Doğu basımları için)

Beyaz Avrupa veya Amerika kökenli model: 370

Şimdi lütfen buradaki linki inceleyiniz. Bu linkte Vogue Türkiye’nin Mart 2010’dan bu güne kadar 29 adet yayının kapaklarını görebilirsiniz.

Türk model (beyaz olmayan): 0

Siyah model: 0

Asyalı model: 0

Uzak Doğulu model: 0

Beyaz Avrupa veya Amerika kökenli model: 29 yani hepsi!

Peki yurdumun insanının yukarıda ki modellerle ne gibi bir ortak noktası var?? Neden bize ‘beyazlık güzelliktir’ ya da ‘standart güzellik beyazliktir’ fikirleri empoze edilmeye calışılıyor? Çocuklarımız ve gençlerimiz bu görselliklerle büyüyorlar. Bu modeller gibi görünmek için ellerinden geleni yapıyorlar. İşin acı yanı bu kişilerin resimleri bile bilgisayar programları ile gerçek dışı bir şekilde hatasız hale getiriliyor. Bu soruya cevap burada ki makalemi okuyabilirsiniz.

Etrafınızda ki posterleri, diğer Türk dergilerini ve TV’yi gözlemlerseniz bu ‘beyazlık üstünlüğünün’ sürekli ve hergün bizlere işlendigini göreceksiniz. Aslında sadece bizlere de değil bütün dünyaya.  Örneğin Bebek dergisi. Bu dergi Türk insanı için yayınlanıyor. Peki aşağıda ki kapak resimleri de aynı ‘beyaz Avrupa güzelliğini’ yansıtmıyor mu? Bu linkte bir tane bile esmer çocuk yok. Lutfen buradan inceleyin. Neden TV reklamlarında hep beyaz, renkli gözlü çocuklar rol alıyor.

Bir konuya açıklık getirmek isterim, Türkiye’de beyaz tenli vatandaşlarımızda var, ben onlardan bahsetmiyorum. Ben ‘Avrupa kökenli üstüncülükten’ bahsediyorum.

Selam

Yaratik?

Standard

Herkese selamlar

Bilmiyorum farkettiniz bir süredir Müslüman bayanların moda takibi günden güne artmakta. Dünyanın her tarafında bayanların tesettür modası dev bir endüstri haline geldi. Bir çok tesettür firmaları, Kur’an-I Kerim’i anlayamayan, kendine öz güveni olmayan,  batıya özen duyan  ‘bayanlarımızı hedef’ alarak, ‘modayı takip etmenin önemli olduğu’ fikrini reklam edip zengin oldular bile!  Müslüman bayanlarımız kendilerini daha üstün hissetmek ve laik toplumda kabul edilmek için binlerce TL/Pound/Dolar harcayarak kendilerine marka giyim malzemeleri ve güzellik ürünleri almaktadırlar. Dünyada ki açlık ve yokluktan hiç bahsetmeme gerek yok!

Batıda moda takibi yıllardır var. Peki Müslümanlar Islam’ın  ‘alçak gönüllü giyinme’ ya da ‘tasarruf’ görüşünü bilerek nasıl bu moda hastalığına yakalanıp, kurtulamıyorlar? Kur’an-I Kerim’i anlatılan hayat tarzını takip etmediğimizden, Kur’an-ı Kerim yerine başka kaynaklardan etkilendiğimizden dolayı olabilir mi? Başörtü bağlama metodlarına verilen zaman Kur’an-I Kerim’i anlamaya verilseydi bu halde olabilirmiydik? Kadınlarımızı bu kadar yüzeysel ve tüketici halen getiren bu etkiler nereden geliyor?  Tesettür anlayışımız neden bu kadar yanlış? Islamoğlu aşagıda ki klibinde kısaca tesettürü anlatır:

Problem insanlarımızın güzel ve temiz giyinmesi degil. Problem ‘moda hastalığı’ ve bir sürü paranın bu hastalık için harcanması. Özellikle de harcadığımiz paraların gittiği yerler de garibanlari Çin’de, Pakistan’da, Hindistan’da, Endonezya’da ve bircok Afrika’ ülkelerinde çok kötü şartlarda çaliştırarak milyarlar kazanan, çoğu homoseksüel stilistlerden oluşan marka firmalar. Kupelin’in ‘The Marketing of Evil’ (2005) adlı kitabında, DKNY, Versace, Chanel, Gucci vb. dev moda firmalarının bayanları açık ve cüretkar giyinmeye, erkekleri de bayansı giyime iten homoseksüel stilistler (son 50 senenin ve günümüzün modasını kontrol eden bu stilistlerin isimleri: Calvin Klien, Christian Dior, Dolce & Gabana, Armani, Gianni Versace, Yves Saint Laurent, Michael Kors, Valentino, Louis Vuiton’un Marc Jacobs’i, Chanel’in Karl Lagerfield’i),  tarafından yönlendirildiğinden bahseder. En yakın çevrenizde bile bu moda tarzını takip eden kişileri görebilirsiniz: dar pantolonlu, uzun kolyeli erkekler, yarı çıplak bayanlar.  Kur’an-I Kerim aşağıda nasıl giyinmemiz ve nasıl dikkat çekmememiz gerektiğinden  bahseder:

‘Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz’. (24:31)

Kur’anı Kerim bizim dikkat çekmememiz gerektiğinden bahsederken, bir çok bayanımız dikkat çekmek için hangi tarzları ve modalar takip etmemizin yollarını arıyor. Bunun için dergi ile çıkartanlar bile var. Aşağıda ki klipte bu dergiyi çıkartanların şok edici görüşlerini duyabilirsiniz. Özellikle de sosyolojist Tutal’ın yorumu çok önemli: ‘İslami nüfusun bir süre önce batıya tepki tüketiciliğe karşı olduğunu, fakat şu an başarılarını göstermek için tüketicilik yolunu seçtiklerini’ söyler.

Aşagida ki klipler için yorumlari size bırakıyorum. Yanlız gitmeden once birşeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Kliplerde ki moda tarzının batı modası oldugu dikkatinizi çekti mi? Evet insanımız hayatının her aşamasında ‘beyaz adamı’ taklit ve takip etmeye devam ediyor. Bu yeni tip İslam’ı bize kim empoze ediyor? Son olarak tesettürlü bir bayanın kıyafet görüşü aldığı uzmanlara dikkatinizi çekerim.

Selam

Yasaklan İlaç Accutane ya da Türkiye’de Roaccutane

Standard

Herkese selamlar

Geçenlerde yakın bir arkadaşım, kız kardeşinin sivilcelerinden çok şikayetçi olduğundan ve bu sorunu için güçlü, harikalar yaratan süper bir ilacı almaya başlayacağından bahsetti. İlacın Türkiye’deki satış adı Roaccutane, Avrupa’daki adı Accutane. Her türlü ürün, ilaç ve kimyasal maddeden şüphelenen birisi olarak, aman sakın öyle her ilacı almasın dedim. Hemen internette aktif maddelerine ve yan etkilerine baktık ve şok olduk.

İlaç 2009’da birçok ülkede yasaklanmış ve toplatılmış. Açılan davalar sonucu, ilaç firması Roche, ilacı kullanan maruz kişilere 25 milyon dolar tazminat ödemek zorunda kalmiş (Konuyla ilgili makaleyi buradan okuyabilirsiniz). Bizim yurdumuzun insanları bilip bilmeden maalesef bu ilacı birbirlerine tavsiye ediyorlar, doktorlarımız dünyadan habersiz bir şekilde, büyük bir şevkle bu ilacı insanlara veriyorlar. Artık kime güveneceğimizi bilemiyoruz! İşin daha da kötü yanı, internette Türkçe bu ilacın zaraları ile alakalı araştırma yaptığınızda hiç bir makale ya da haber bulamazsınız. Aksine forumlarda zavallı kadınlarımızın ya da güzellik uzmanlarımızın tavsiylerini okuyabilirsiniz. Bizim milletimizde de vardır ya doktorluk, eczacılık! Yani uzun lafın kısası, sonumuz mechul!

Bu ilacın ‘pes yani’ dedirecek yan etkilerinin çoğunu aşağıda sıraladım. Bütün listeyi ve kaynağı görmek için burayı tıklayınız:

Saç dökülmesi

Kafatasında basınç

Sinir sistemi ile alakalı yan etkiler

Görme problemleri

Burun kanaması

Şiddetli alerji

Kıllanma

Dudaklarda iltihap

Damakta kanama ve iltihap

Kaşıntı, egzema

Kurdeşen

Tırnaklarda anormallik

Kas dokularında ani bozulma/çöküntü

Kemik büyümesi

Kemik, tendon ve bağ dokularda kireçlenme

Eklem ağrıları

Şiddetli ve uzun surely artrit

Kas ağrısı

Tendonitist

Ciğer enzimlerinde artış

Bel ağrısı

Baş ağrısıDepresyonBeyine giden kan seviyesinin azalması

Kellik

Sağırlık

Gözlerde irinimsi akıntı

Kuru dudaklar

Ağızda kuruma

Ciltte kuruma

Güneş yanığında artış

Ciltte kanayan çıkıntılar

Anormal kan test sonuçları

Kanda düşük plaket sayısı

Kan hastalığı

Demir eksikliği

Artrit

Solunum yolları hastalıkları

Pankreas iltihabı

Bağırsak iltihabı

Anormal regl

Doğumlarda sakatlık

Son olarak, konu sadece bu ilaç değil. Bunun gibi kullandığımız binlerce ilac, kimyasal maddelerle dolu temizlik, bakım ve gıda ürünlerinin yan etkileri neler diye düşünmek, araştırmak lazım. Avrupa ve Amerika’da beyazların çoğu ağrı kesici ilaç bile almıyorlar. Hep doğal yaşamaya, kimyasal maddelerden uzak durmaya çalışıyorlar. Öte yandan biz batıdan bize ne gelse, nimet zannedip hemen dört elle sarıliyoruz. Test fareleri gibi kullanılıyoruz. Bu köle zihniyetinden ne zaman kurtulacağız?!!

Selam

Toksik Dolu Bebek Bezleri, Kozmetik ve Temizlik Ürünleri

Standard

Herkese Selamlar

Yaptığım araştırmalar sonunda yukarıda ki resimde gördüğünüz bütün kozmetik malzemelerimi cöpe atmaya karar verdim (Bu resimde makyaj malzemelerim yok!). Bu ürünlerin cilt bakımı ve makyaj ürünleri olduğunu düşünüyordum. Maalesef bunların petrol türevi maddeler olup ve toksiklerle dolu olduklarını, kanser, deride tahriş, santral sinir sisteminde deprasyon, zehirlenme, kan, karaciğer, erkek çocuklarının cinsiyet gelişiminde, üreme sistemini negative yönde etkilediğini vb. yüzlerce hastalıklara sepep olduğunu öğrendim.  Cilt kremlerinde petrol türevli toksikler, parabenler, rujlarda kurşun, banyo köpüklerinde, diş macunlarında, şampuanlarda ve losyonlarda gerçekte bir makina yağı olan Sodium Lauryl Sulfate (SLS) vb. saymakla bitmez rezillik. Yani kısacası şaka gibi. Bebek losyonlarına, şampuanlarına, ıslak mendillerine bile koymuşlar bu toksikleri. Bu zehirli maddeler hakkında detaylı bilgiler için lütfen burayı tıklayıniz.  İnternette bu konuda bir çok makale bulabilirsiniz.

Sorun maalesef sadece kozmetik ürünleri ile bitmiyor. Ev temizlik malzemeleri ve deterjanlar aynı şekilde zehirli maddelerle dolu. Örneğin ‘ozon’ dediğimiz ve binlerce hanımımız tarafından el sabunu gibi her gün kaygısızca kullanılan, kansere ve birçok hastalığa sebep olan kimyasal maddeler hemen hemen her temizlik malzemesinde de bulunuyor.  Tuvalet kağıtları, tamponlar, bitki çayı poşetleri ve bunun gibi bir çok kağıt ürünleri de ozonla yıkanmış ve kanserojen hale getirilmiştir.
Bu ürünlerin arasında en şok edici olanı bebek bezleri. Bildiğimiz o dev firmalar bebek bezlerinde ‘dioxane’ ya da ‘dioksin’  denilen maddeyi kullanırlar. Bu madde kansere yol açan maddelerin başında yer alır.  Bu konu ile ilgili makaleyi buradan okuyabilirsiniz.

Evet kozmetik ürünlerinin yanı sıra temizlik malzemelerini de çöpe atmaya karar verdim. Ve yerine atalarımızdan kalan sirke, limon, karbonat, boraks ve bitki yaglari gibi doğal ürünleri kullanmayı öğrenmeye başladım bile. Siz de internette bir çok tarif bulabilirsiniz.

Plastik de problem. Plastik torbalar, kaplar, şişeler, bardaklar, tabaklar, ne varsa bütün plastik ürünlerde petrol türevi maddelerden yapılmış olup, içlerinde PVC, BPA, PHALATES denilen çok tehlikeli kanserojen maddeler saklarlar. Bu maddeler yiyeceklere ve kozmetik ürünlerine geçmektedir. Yani  ürünlerde ki zehirler yetmiyormuş gibi bir de plastic kaplarından ürünlere geçiş yapıyorlar!!! Bu plastiklerin çevreye verdikleri zarardan bahsetmedik bile. Plastiğin bütün zararlarını buradan okuyabilirsiniz. Konservelerin, içecek ve yiyecek kartonlarının içini bile plastikle kaplamişlar. Evet tahmin edeceğiniz gibi ben bütün plastik kaplarımı da attım. Yerine cam şişe ve kavanozlar aldım. Hayatımızdan bu petrol ürünlerini ne kadar çıkartırsak o kadar bizim için iyi.

Bu ürünleri yapan bu dev firmalarda hiç mi vicdan yok diye sorabiliriz. Cevap: Elbette Hayır! Daha önceki makalelerimde de yazdığım gibi Üstün Beyaz Irkçılar için bizim gibi küçük insanların hiç bir önemi yok. Aslında ölmemiz, hastalanıp güçsüzleşmemiz onlar için çok daha iyi…nüfus kontrolu. Kendileri en doğal, organik ürünleri kullanırken bizi bu zehirli maddelerle uyutuyorlar. Üstelik bizim sırtımızdan kazanç da sağliyorlar. Bundan daha güzel bir plan olabilir mi?

Artık uyanalım ve Max Factor, Loreal, Lancome, Christian Dior, Chanel, Clarins, Cliniqe, Estee Lauder, Olay, Neutrogena, Dove, Nivea, Jhonson & Jhonson, St Ives, Maybelline, MAC, Bobbi Brown, Sephora, Almay, Laura Mercier, Benefit, Urban Decay, Elizabeth Arden vb.  bilgisayar programlari ile güzelleştirilmiş gerçek dışı modelleri reklamlarında kullanarak ihepimizi hastalıklara sürükleyen bu kozmetik firmalarına; temizlik ve banyo malzemeleri üreten Unilever, Procter & Gamble, GlaxoSmithKline vb. bütün bu sahtekar firmalara HAYIR diyelim.

Son olarak, lütfen aldığınız her ürünün, her yiyeceğin içeriğini okumayı unutmayın. Mümkün olduğu kadar doğal ürünler kullanmaya calışın.

 Aşağıda ki klibi mutlaka izleyin. Yukarıda bahsettğim konulardan anlatıyor.

Selam